« Önceki | Sonraki »

2/8/2007

İleri Yaşlarda Cinsel Güç

Orta yaşlardaki erkeklerde, adet kanaması kesilen kadınlardaki gibi cinsel alandaki değişiklik fazla belirli değildir. Normal olarak husye canlılığının azalmasıyla sperm yapımında da azalma görülür. Bu elli yaşları içinde olur.

Fakat bu, cinsel isteklerin eksileceği anlamına gelmez. Tersine, cinsel istekler daha da kuvvetlenebilir ve altmış, hatta yetmiş yaşlarına kadar sürebilir. İkinci bölümde belirtildiği gibi, cinsel istekler ruhsal ve bedensel uyarılmalarla ortaya' çıkar ve sertleşmeyi olanaklı kılar. Sperm yapımındaki azalmaya karşın, boşalma olabilir, çünkü meni sıvısının dörtte üçü prostat bezi tarafından salgılanmaktadır.

Daha önce de belirtildiği gibi iktidar, ne vücut gücüne bağlıdır, ne de yaşın ilerlemesi oranında azalır. Fakat erkeğin yaşlanması, kırk yaşlarında kolayca ruhsal iktidarsızlığa götürebilir. Bu, sayısız örnekle kanıtlanabilir.
Biz burada birkaç örneğe göz atalım: Asıl etken yaşlanmanın bilincine varmaktır. Erkek kırk yaşına gelmiş, yaşamının yarısını geride bırakmıştır.

Birden sağlığı ile daha yakından ilgilenmeye başlar. Kendisine kalan yetenekleri en iyi şekilde değerlendirmeye çalışır. Bunun sonucunda da cinsel birleşimi izleyen bitkinliğe karşı alınganlasın Şimdi pozisyonları daha dikkatli seçmelidir. Fakat bilgisizliği veya inatçılığı nedeniyle yönetici rolü sürdürmekte ısrar eder. Amacına olanaklı olduğu kadar az çaba göstererek ulaşmak ister.

Fakat hayret edilecek kadar çabuk yorulur. Çünkü boşalmaya gayret ettiği için sinirleri gerilmiştir. Bu durumu gidermek için kendi kendini kontrol etmeye çalışır. Fakat bunda ne kadar çaba gösterirse, boşalma da o kadar gecikir. Erkek kendi kendine olan güvenini yitirir ve sonunda cinsel yaşamdan elini eteğini çeker.

Boşalmanın sadece bölgesel uyarılmaya değil, ruhsal heyecanlanmalara da bağlı olduğunu anımsayalım. Cinsel heyecan gecikirse, boşalma da gecikir ve iktidarsızlığı doğurur. Orta yaşlarda aşırı uyarılmalardan kesinlikle kaçınılmalıdır.

Erkek kırkına geldiği zaman, yorgunluğunun yalnızca cinsel devinim sonucu olmadığını düşünmelidir. Sadece cinsel duyguları doğal yoldan uyandığı zaman, cinsel ilişkide bulunmalıdır. Kendi kendisini zorlamak ve cinsel duygularının uyanması için beynini uyarmakla akılsızlık etmiş olur. Fakat duygular doğal yoldan uyandığı zaman erkek yaşını unutmalı ve tıpkı gençliğinde olduğu gibi zevkin tadını tam anlamıyla çıkarmalıdır. Bu, değişimi durduracak ve erkeği ruhsal ve bedensel bakımlardan doyuma ulaştıracaktır. Cinsel yaşam orta yaşlarda dizginlenmemelidir.

Bununla birlikte, orta yaşlardaki erkekler, kendi sınırlarını bilmelidir. Kırk yaşlarında cinsel ilişkiyi dört günde bir, elli yaşlarında ise haftada bir kezden fazla yapmak pek doğru değildir. Bunlar birtakım sınırlardır. Fakat, mutlak bu sınırlara uymak gerekmez. Özellikle bunlara sıkı sıkıya uymak, bazen büyük bir hata bile olabilir.

Başka bir sorun da eşlerin farklı yaşlarıdır. İki, üç yaş fark pek bir şey değildir. Fakat aradaki fark beş veya on yaş ise, bu durumda erkek kırkına veya ellisine gelmiştir, oysaki kadın ancak otuzunda veya tam kadınlığının en verimli yaşındadır. Gururu yüzünden veya kendisini buna görevli saydığı için erkek, eşini tatmin etmeye çalışır. Kadın, doymak bilmeyen isteklere sahip olabilir ve erkek gitgide azalan gücünden dolayı umutsuzluğa kapılır.

Benim önerim şudur: Bu durum, acı bir gerçek şeklinde ortaya çıkmadan önce, eşler eskiden uyguladıkları pozisyonları bırakıp kadının yukarda olduğu veya yan pozisyonları yeğ tutmalıdır. Bu pozisyonlar, kadını yönetici role geçirir ve onu orgazma ya da benzeri şekilde doyuma ulaştırmaya götürür.

Ancak bu şekilde, gerek erkek, gerekse kadın mutluluklarını ayakta tutabilir. Birleşimden önceki okşamalar bu yaşlarda gitgide daha çok değer kazanır. Okşamalar yalnızca biraz sonraki kısa birleşim sırasında kadının orgazma ulaşmasını kolaylaştırmakla kalmayacak, birleşme olmasa bile kadının tatmin olmasını sağlayacak, hiç değilse onun gerilimini giderecektir. Erkek, evliliğin ilk yıllarında kuvvetli, ihtiraslı okşamalara -dış cinsel organları ağız yoluyla uyarmak ve vaginanın parmakla uyarılması- eşini alıştırdığında büyük hata işlemiş olur. Bu kozu, sıkıda kaldığı zaman kullanmak üzere saklamalıdır

2/8/2007

Erkekte Aşağılık Kompleksi

Hemen hemen her erkek, penisinin diğer erkeklerden daha büyük olmasını ister. Düşünülemeyecek kadar çok sayıda erkek penislerinin boyu ve kalınlığından hoşnut değildir. Bunun sonucu olarak da erkeklerin büyük bir kısmı bu alanda bir aşağılık kompleksi ile karşı karşıyadır. Bu konuda üç grup anılabilir:

1. Penis gerçekten normalden daha küçüktür.
2. İstatistiklerle ortaya konan penisin ortalama boyu fazla abartılır.
3. Penis normaldir, fakat erkek vasat olmayı istemediği için, penisinin boyundan hoşnut değildir.

1. Gruptaki erkek, durumundan yıkanmakta haklı olabilir. Fakat umutsuzluğa kapılması gerekmez. Küçük ağızlı bir kadın seçtiğinde, bu kadının vaginasının da ağzı gibi küçük olacağından, hemen hemen emin bulunmalıdır. 4. bölümde belirtilen pozisyonları uygulamakta daha dikkatli olmalıdır.

2. ve 3. grup, erkekler arasında daha çok görülür. Burada birkaç tipik örnek vermek istiyorum. Bir erkek bana derdini şöyle açtı: "Penisim diğer erkeklerinki kadar uzun. Fakat bir şey normal değil. Sertleştiği zaman sadece 12 santim oluyor." Ona bunun yeterli olduğunu söyledim. Fakat son derece ciddi, şöyle yanıt verdi: "Normal boy 14 ile 16 santim değil mi?" Daha sonra, Van De Velde'nin tanınmış kitabı "Mükemmel evlilik"de böyle okumuş olduğunu öğrendim. Okuduğunu körü körüne kabullenmişti.

Yine kafası çalışmayan bir adam, penisinin normalden iki santim daha kısa olduğundan yakınıyordu. Yanlışlıkla gene yukarda adı geçen kitapta belirtilen üst uzunluğu alt uzunluk olarak anlamıştı.

Uyarılmış durumda penis en çok siyah ırkta büyüktür. Bunu beyaz ırk ve nihayet sarı ırk izler. Çeşitli ırkları kıyaslayarak aşağılık kompleksine kapılmak anlamsızdır. Zira her ırkın vaginası da penisin boyuna göredir.

Uyarılmış penis, kendisini kabul eden vaginaya girebilecek kadar büyükse, ortada bir problem yok demektir.

Erkek, kendi ırkından kadınla cinsel ilişkide bulunabildiği sürece durumundan hoşnut olmalıdır. Asıl sorun, penisin boyu değil, cinsel birleşim konusunda bilgisizliktir.

Şaşılacak kadar çok sayıda erkeğin penisleri vasat boydadır. Fakat bunlar, cinsel yaşam üzerine hiç bir şey bilmedikleri ve sorunu penislerinin küçüklüğünde buldukları için, doyuma ulaşamaz. Erkek, sahip olduğu organa daha fazla güvenmelidir. Güvenin azlığı iktidarsızlığa götürür.

2/8/2007

Rahim ve Adet Kanamaları

Rahim bol kaslı bir organdır; şekli başaşağı edilmiş bir armuda, içi sümüksü tabakayla kaplı küçük bir yumurtaya benzer. Rahim boynu, alt ucunda vaginaya açılır. Yumurtalık ve yumurta kanallarının da bulunduğu üst kısmı karın boşluğundadır ve havsala kemikleriyle korunur.

Zamanı gelince döllenmiş yumurta rahme girer; rahmin sümüksü tabakası bu sırada kalınlaşmıştır ve yumurtayı koruyup, beslemeye hazırdır. Rahme yerleşecek döllenmiş yumurta yoksa, bütün bu hazırlıklar boşa gitmiş olmaktadır. Progesteron salgılanışı gitgide azalır ve sümüksü tabakanın atılmasını sağlar. Bu belirtiye adet görme denir.

Adet kanamasının sona ermesiyle rahim sümüksü tabakanın aynı aralıklarla değişimini yineler, büyür ve yeniden kalınlaşır, önce östrojen, sonra progesteron hormonlarının etkisinde kalır.

Blogcu ile yapıldı

Online TV İzleyin Turkish TV